Ordu’ya mektup

Sevgili Ordu , (şehir olan değil, TSK’ nın Ordu’su ) Acemi birliklerinin açıklanmasına 4 gün kala, sana mektup yazmaya karar verdim. Malum 12 Ağustos’ta Ordu’ya teslim olacam, aradaki bekleme süreci gayet sıkıntılı geçiyor. Ben de, eline hiç ulaşmayacak olan bu mektubu yazayım, içimi dökeyim dedim. Zaten havalar sıcak, 335. kısa dönem kavrulacak bu yaz sıcağında, [...]

Sevgili Ordu , (şehir olan değil, TSK’ nın Ordu’su )

Acemi birliklerinin açıklanmasına 4 gün kala, sana mektup yazmaya karar verdim. Malum 12 Ağustos’ta Ordu’ya teslim olacam, aradaki bekleme süreci gayet sıkıntılı geçiyor. Ben de, eline hiç ulaşmayacak olan bu mektubu yazayım, içimi dökeyim dedim. Zaten havalar sıcak, 335. kısa dönem kavrulacak bu yaz sıcağında, belki insafa gelirsin diye düşündüm.

Merak ediyorsundur neden Ordu diye hitap ediyorum, ben de yeni öğrendim, adettenmiş Ordu demek. Malum, gençlerimiz zorunlu olarak askerlik yapıyor, “askere gidiyorum” demek yerine “Ordu’ya katılıyorum” demek daha havalı geliyormuş kulağa. İşte bu sebeple, biz gençler Ordu’ya katılıyoruz askere gitmek yerine. En azından içimiz rahatlıyor öyle diyince. Ordu derken neden baş harfini büyük yazıyorum diye soruyorsan eğer, tabi ki Ordu’ nun saygınlığından dolayı öyle yazıyorum, küçük yazarak kutsal Ordu’ya hakaret edemem.

Neyse, bir sürü vatan evladı sana mektup yazıyordur, ondan dolayı ben kısa keseyim. Bu mektup eline geçmez dedim ama belli olmaz, eğer okursan çok uzun tutmayayım mektubumu. Senden ricam, mümkünse şöyle serin, pek sıcak olmayan bir yere gönder beni acemi birliğine, çok uzak olmasın İstanbul’dan, hatta İstanbul’da yaparım acemiliğimi, hiç düşünme nereye göndersem bu yavrucağı diye. Sabah pek erken kaldırmasan ne güzel olur, içtimaya da hergün yerine arada bir çıksam, çok da ayakta kalmiyim diyorum bu sıcakta, malum hava sıcak kafamıza güneş geçer falan. Ha bir de, çok koşmayalım, hiç sürünmeyelim, öyle selamlaşalım, ilkokuldaki gibi, “sağa dön, sola dön ileri marş” yapalım bir kaç saat. Sonra hemen içeri geçelim, ayakları uzatalım, dinlenelim. Kamuflajların rengine birşey demiyorum, çok asaletli duruyor tabi ki de, ama tshirt şeklinde kamuflaj varsa ben onlardan alabilir miyim ? Çok sıcak olur, içime atlet üstüne kamuflaj. Ayaklara da postal yerine sandalet giysem, hem ayaklarımı da vurmaz, koku derdi olmaz, hergün postal cilalamaya gerek kalmaz. Sakal konusunda da, biliyorum üst rütbeli askerlerimiz hergün üst baş, sakal kontrolü yapacak, ondan dolayı herkes serbest olsun. İsteyen top sakalla gezsin, isteyen kirli sakal bıraksın. Kısaca herşey güllük gülistanlık olsun, ha bir de dünyada barış olsun tabi ki.

Asker ocağı, ana ocağıdır derler, biliyorum sen bize çok kıyamazsın, hatta yukarda yazdıklarım konusunda muhtemelen haklı çıkacam. Malum ana ocağında saç sakal, tshirt, sandaletle gezmek gayet normal. Kimse kimseye bağırmıyor, herkes mutlu mesut geçiniyor.

Mektubuma burada son verirken, muhtemelen salı günü açıklanacak olan eğitim birliğim mümkünse deniz kenarı, serin bir yer olsun. Yukarda yazdıklarım da olursa valla sevaba girersin, hayır duası alırsın. Bir de kısa dönem olsun tabi ki, biliyorum biz mehmetçiklerin eğitime ihtiyacı var ama, ben çabuk öğrenirim, ondan hemen kaparım, kısa dönem yeterli olur bana.

Biricik mehmetçikten sevgilerle,

xoxox öptüm kib bye

Barbaros

Sevgili okur : Acemi birliğim belli olduğunda tekrar bir yazı yazacağım, bakalım isteğim kabul olacak mı.

Sevgili Ordu : Yukarıda yazdığım mektubu çok ciddiye almamanı rica ediyorum, havalar sıcak, sıkıntılıyım, içimden geldi yazıverdim, askerliğimi zehir etme mümkünse bu mektubumdan dolayı.